YAZARLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAZARLAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2013 Pazar

MUALLİM NACİ HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ-MUALLİM NACİ KİMDİR?

MUALLİM NACİ HAYATI EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ,MUALLİM NACİ KİMDİR, YAZARLAR, ŞAİRLER, serveti fünun edebiyatı, tanzimat sanatçıları,ATEŞPARE,şerare,demdeme kime karşı yazıldı,demdeme neyi savunur
HAYATI
1850 yılında İstanbul'da doğan Muallim Naci'nin
asıl adı Ömer'dir. 13 Nisan 1893 tarihinde vefat etmiştir.


EDEBÎ KİŞİLİĞİ
Muallim Naci, Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Divan edebiyatının alışkanlıklarını sürdürenisimlerden biridir. Bu dönemde Recaizade Mahmut Ekrem ile eski-yeni tartışmasına girmiş ve eski edebiyatın savunucusu olmuştur. Ancak yeni edebiyatın birdenbire değil de yavaş yavaş yerleşmesi gerektiğine inanmıştır. Bunun yanında "kafiyenin göz için olması" ilkesini benimsemiştir. Servet-i Fünun edebiyatının doğmasında dolaylı olarak rol oynamıştır. Dilin sadeleşmesi ve halk edebiyatına yönelme açısından edebiyatımızda yararlı adımlar atmıştır. Hece ölçüsü ile yazdığı şiirleri de mevcuttur.

ESERLERİ
Şiir:
* Terkib-i Bend-i Muallim Naci
* Ateşpare (1883)
* Şerâre (1884)
* Fürûzan (1885)
* Sümbüle (1889)

Eleştiri:
* Muallim (1887)
* Demdeme (1886)

Anı:
* Medrese Hatıraları (1885)
* Ömer'in Çocukluğu (1890-1969)

Araştırma: 
* Osmanlı Şairleri (1890-1986)
* İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984)
* Esâmi (1890)

Mektup: 
* Muhaberat ve Muhaverat (1884)
* Şöyle Böyle (1884)
* Mektuplarım (1886)

Oyun:
* Heder

Sözlük:
* Lügat-ı Naci (1891-1978)


8 Nisan 2013 Pazartesi

Milli edebiyat Dönemi Sanatçıları-1 Ömer Seyfettin Kimdir-Ömer Seyfettin Edebi Hayatı-Ömer Seyfettin Edebiyatımızdaki Yeri-Ömer Seyfettin Hikaye Yarışması

Ömer Seyfettin, 11 Mart 1884 tarihinde Balıkesir ilinin Gönen ilçesinde dünyaya gözlerini açmıştır. 

Türk edebiyatının
önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Hikayeleri "Maupassant" tarzındadır. Yani hikayelerinde belirli bir olay anlatır. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı.

11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in "Yeni Lisan" isimli makalesi yayımlandı. Bu makalenin önemli özellikleri için tıklayınız. 

Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.

6 Mart 1920 tarihinde -35 yaşında iken- İstanbul'da vefat etmiştir.

Her yıl Gönen Belediyesince "Ömer Seyfettin Hikaye Yarışması" düzenlenir.

29 Mart 2013 Cuma

SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ SANATÇILARI - HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866 - 27 Mart 1945)

aşkı memnu kimin eseri, HALİT ZİYA kimdir, HALİT ZİYA ne zaman öldü, HALİT ZİYA nereli, kadın pençesi özeti, mehmet halit ziyaeddin KİMDİR,mai ve siyah kimin eseridir,mai ve siyah dizisi
 
Sağlam bir roman tekniği oluşturması ve bizde Realizm akımının
ilk olgun örneklerini vermesi bakımlarından oldukça önemli bir edebiyatçımızdır. "Nevruz" isimli bir dergi, "Hizmet" isimli bir gazete çıkarmıştır. Kendisi Atatürk'ün eşi Latife Uşşaki'nin amcasıdır.


Türk edebiyatına özellikle roman ve hikaye alanlarında büyük katkısı olan sanatçıdır.

İlk eserlerinde, özellikle Servet-i Fünun döneminde, yazdığı eserlerin dili oldukça ağırdır. Hatta Cumhuriyet döneminde bazı eserlerinin dilini kendisi sadeleştirir. Anlatımı söz oyunlarıyla yüklüdür.


Yazar; ilginç tipler bulmakta, ruhsal çözümlemeler yapmakta ve nesnel kişi, çevre betimlemelerinde oldukça ustadır.  


Özellikle romanlarında konularını ve kahramanlarınıİstanbul’un çeşitli kesimlerinden seçer; ancak sosyal sorunları ele almak gibi bir amacı yoktur. Hikayelerinde ise halk tabakasına iner ve onların yaşamlarını anlatır. Servet-i Fünun döneminin genel edebiyat anlayışına uymuştur.

Gözleme önem verir ve bu konuda başarılıdır.

Yazar, Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk romanları yazan sanatçı olarak kabul edilir.

Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. 

1866'de İstanbul'da doğdu. 27 Mart 1945'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. 

ESERLERİ:

aşk-ı memnu
halit ziya
ROMAN:
Nemide (1889)
Bir Ölünün Defteri (1890)
Ferdi ve Şürekası (1894-1985)
Mai ve Siyah (1895-1988)
Aşk-ı Memnu (1925-1987)
Kırık Hayatlar(1924-1989)
Sefile (1886) 


ÖYKÜ:
Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası (1889)
Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1889)
Küçük Fıkralar (3 Cilt) (1896)
Bir Yazın Tarihi (1898-1988)
Solgun Demet (1901)
Sepette Bulunmuş (1920)
Bir Hikâye-i Sevda (1922-1987)
Hepsinden Acı (1934-1984)
Onu Beklerken (1935-1940)
Aşka Dair (1935-1986)
İhtiyar Dost (1939)
Kadın Pençesi (1039-1987)
İzmir Hikâyeleri (1950) 


ANILAR:
Kırk Yıl (1936-1969)
Bir Acı Hikaye (1942)
Saray ve Ötesi (1942-1981) 


DENEME:
Fransız Edebiyatının Numune ve Tarihi (1885)
Hikaye ve Temaşa (1889)
Yunan Edebiyatı (1912)
Latin Edebiyatı (1912)
Alman Tarihi Edebiyatı (1912)
Fransız Tarihi Edebiyatı (1912)
Sanata Dair (1938-1955) 


OYUN:
Kabus (1959)

22 Mart 2013 Cuma

AYHAN HÜNALP KİMDİR? AYHAN HÜNALP'İN EDEBİ HAYATI-AYHAN HÜNALP'İN ESERLERİ-AYHAN HÜNALP'İN ŞİİRLERİ

Ayhan Hünalp, DTCF Türkoloji bölümü mezunudur.
Aktörlük, muhabirlik, gazetecilik yaptı. Edebiyatın birçok dalında eserler verdi. Edebiyatçı kimliği ile ön plana çıktı.
Kendisi 21 Mart 2013'te 86 yaşında vefat etmiştir.

Eserleri:
Üçotuz Para (Şiir-1950), Küçük İstasyonlar (1953-Roman), Vapur Düdükleri (Roman), Bir Martı Öttü (Şiir), Uzak Maviler (Şiir), Dağlara Giden Yollar (Basın ve sanat anıları), Şarkısız Dünyaların Orkinosları (Roman) ve Nazief Akıncı (otobiyografi) isimli yazılı eserleri bulunuyor.

7 Aralık 2012 Cuma

RUS EDEBİYATININ ÖNEMLİ YAZARLARINDAN OLAN VASİLY BELOV HAYATINI KAYBETTİ

20. yüzyılın en önemli roman yazarlarından Vasily Belov,
81 yaşında hayatını kaybetti.
Uzun zamandır hasta olan Belov, Rusya’nın Vologda bölgesinde yaşıyordu.
İlk şiir kitabı 1961'de yayımlandı.
1966 yılında çıkan "Business as Usual"(bizinıs ez yuujıl), "Alışılmış İş" romanıyla yıldızı parladı.
Kitapları milyonlarca satan ünlü edebiyatçı, ‘köy tasviri’’edebi akımının önemli temsilcilerindendi.

29 Kasım 2012 Perşembe

İBRAHİM ŞİNASİ'NİN HAYATI, EDEBÎ KİŞİLİĞİ ve ESERLERİ

İBRAHİM ŞİNASİ (1826-1871)

Tanzimat Dönemi Türk edebiyatında yeniliklerin
öncüsü olmuş sanatçıdır.

İstanbul'da doğup yetişmiştir. Değişik mevkilerde memurluk yapmıştır. Bu memurlukları sırasında Mustafa reşit Paşa tarafından hep korunmuştur. Sanatçı, Mustafa Reşit Paşa için kasideler yazmış ve onu mübalağalı bir şekilde övmüştür.

Bir dönem, devlet tarafından eğitim maksadı ile (maliye konusunda uzmanlık için) Fransa'ya gönderilmiştir. Orada Lamartine, Litree, Renan gibi yazarlar ile tanışma imkanı bulmuştur.

Şinasi, Agah Efendi ile birlikte 1860 yılında ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval'i çıkarmıştır.

Edebiyatımızdaki ilk makale örneği olan "Mukaddime-i Tercüman-ı Ahval"i ( Tercüman-ı Ahval gazetesinin ön sözü) yine bu gazetede yayımlamıştır.

1962 yılında ise Tasvir-i Efkâr isimli gazeteyi çıkarmıştır.

İlk tiyatro eserimiz olan "Şair Evlenmesi" adlı eserini Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayımlamıştır.

Sanatçı, La Fontaine ve Lamartine'den yaptığı çevirileri "Tercüme-i Manzume" adlı eserinde toplamıştır.

Kendi şiirlerinden yaptığı seçmeleri ise "Müntehabat-ı Eş'ar" isimli eserinde toplamıştır.

Şiirlerini aruz vezni ile yamış ve Türkçenin sadeleşmesi için önemli çalışmalar yapmıştır.

Şiirin konusunu genişletmiş" hukuk, hak, adalet, medeniyet, akıl, kanun" gibi kavramları şiirimize sokmuştur.

Atasözleri ile ilgili çalışmalar yapmış ve bu çalışmalarını "Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye" adlı eserinde toplamıştır.

Şinasi'nin ünü sanatçılığından değil; edebiyatımız için öncü olmasındandır.

22 Kasım 2012 Perşembe

REŞAT NURİ GÜNTEKİN HAYATI ve EDEBİ KİŞİLİĞİ

11.sınıf edebiyat, 12.sınıf edebiyat, acımak roman özeti, kavak yelleri özeti, miskinler tekkesi özeti, reşat nuri kimdir, YAZARLAR, yeni türk edebiyatı, yeşil gece özeti, çalıkuşu özeti, REŞAT NURİ GÜNTEKİN HAYATI ve EDEBİ KİŞİLİĞİ, REŞAT NURİ GÜNTEKİN HAYATI EDEBİ KİŞİLİĞİ
20. yüzyıl roman,
öykü, oyun yazarlarımızdan olan Reşat Nuri Güntekin, 1889 yılında İstanbul'da doğmuş ve 1956 yılında vefat etmiştir.

Çanakkale ve İzmir'deki öğrenim hayatının ardından 1912 yılında edebiyat fakültesini bitirdi.
Reşat Nuri Güntekin Kavak yelleri roman özeti
Reşat Nuri Güntekin
 Çeşitli okullarda edebiyat, felsefe, psikoloji, pedagoji öğretmenliği ve müfettişlik yaptı. 1939-1943 dönemlerinde parlamentoya girdi.

"Çalıkuşu" adlı romanını "Vakit" gazetesinde dizi yazı olarak yayımlayınca üne kavuştu. Bir süre Mahmut Yesari ile birlikte "Kelebek" isimli gülmece dergisini çıkardı.

Reşat Nuri, Cumhuriyet yönetimi ile değişim sürecine giren Türk toplumunun çeşitli katmanları arasındaki çelişkileri, zıtlıkları ele alan eserler kaleme aldı.

"Yaprak Dökümü" adlı eserinde kuşak farkı nedeniyle dağılan bir ailenin dramını anlattı.

"Miskinler Tekkesi" romanında dilencilik sorununu işledi.

"Kan Davası" eserinde toplumdaki öç alma duygusunu kusursuzca anlatmıştır.

"Acımak" adlı eserinde kin, nefret, baba sevgisi gibi psikoloji alanına girebşilecek duyguları okura sunmuştur. Bu romanda yer yer bir günlüğe yer vererek anlatımı kolaylaştırmıştır. "Acımak" romanının özeti için tıklayınız...

Eserlerinde genellikle sağlam bir cümle yapısı ve düzgün Türkçe göze çarpmaktadır. Bu bakımdan gençlerimizin zevk alarak okuyacakları yazarlar arasındadır.

Eserleri:
Roman: Gizli El, Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Bir Kadın Düşmanı, Yeşil Gece, Acımak, Yaprak Dökümü, Eski Hastalık, Değirmen, Miskinler Tekkesi, Harabelerin Çiçeği, Kavak Yelleri, Son Sığınak, Kan Davası.

Hikaye: Tanrı Misafiri, Leyla ile Mecnun, Olağan İşler 


27 Temmuz 2012 Cuma

ORHAN KEMAL (1914-1970) HAYATI VE EDEBÎ KİŞİLİĞİ

Orhan Kemâl, günümüz hikaye ve romancılarındandır. Asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü'dür.
Edebiyata şiirle başlayan Kemâl, daha sonra hikaye ve roman alanlarında verimli olamaya başladı. Yurt gerçeklerini çarpıcı konularla birleştiren ve başarılı diyaloglara yer veren yazar, gazetelerde dizi olarak yayımlanan bazı romanlarını daha sonra kitaplaştırdı.


Eserleri:
Baba Evi, Avare Yıllar, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yalancı Dünya, Hanımın Çiftliği, Eskici Dükkanı, Gurbet Kuşları,Kanlı Topraklar, Arkadaş Islıkları, Devlet Kuşu, Ekmek Kavgası, Önce Ekmek, Evlerden Biri, Kötü Yol

2 Haziran 2012 Cumartesi

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ SANATÇILARI-HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964)

12.sınıf edebiyat, adnan adıvar kimdir, halide edip adıvar kimdir, halide edip amerikan mandası istedi mi, halide edip kurtuluş savaşında onbaşı mıdır, türkün ateşle imtihanı, YAZARLAR,HALİDE EDİPİN ESERLERİ NELERDİR
 
İstanbul'da doğdu.Türk Ocağı'nda görev aldı.Birçok edebiyatçı ve düşünürle birlikte çalıştı.
Yunanlıların İzmir'i işgal etmeleri üzerine Sultanahmet Mitinginde ünlü konuşmasını yaptı. Ardından eşi Adnan Adıvar ile birlikte Ankara'ya geçerek 

Milli Mücadele'ye katıldı.Eserlerinde Kurtuluş Savaşı'nın zorlu yıllarını,20. Yüzyılın başlarında kadın-erkek-aile sorunları psikolojik tahlillerle vermiştir.

Eserleri: HarapMabetler (1911), Dağa Çıkan Kurt(1922)(hikaye), Ateşten Gömlek(1922), Vurun Kahpeye(1926), Sinekli Bakkal(1936), Tatarcık (1939)(Roman), Türk'ün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev (Hatıra),Kalp Ağrısı (1924)

31 Mayıs 2012 Perşembe

SAİT FAİK ABASIYANIK (1906-1954)

Adapazarı'nda doğdu.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesi'ni bitirdi.Öğretmenlik ve gazetecilik yaptı.Daha sonra yazı hayatına geçti.İlk hikayesi

1935 yılında yayımlandı.Yenilikçi Türk hikayeciliğinin öncüsü sayılır.
Hikayelerinde genellikle büyük şehirde yaşam mücadelesi veren insanları, onların sorunlarını ve iç dünyalarını anlatır.İşsizler,çıraklar,yalnız insanlar ve çocuklar hikayelerinde kahramanlaşırlar.1954 yılında yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat etti.Burgazada'daki yaşadığı ev müzeye dönüştürüldü.

Eserleri: Semaver(1935), Sarnıç (1939), Şahmerdan(1940),Mahalle Kahvesi(1950),Havada Bulut(1951),Son Kuşlar(1952),Alemdağda Var Bir Yılan(1954), Medar-ı Maişet Motoru(Roman)(1944), Şimdi Sevişme Vakti (Şiir)(1953)

T. S. ELIOT (1888-1965)

XX. yüzyıl İngiliz şairi . T.S. Eliot şairliğinin yanında aynı zamanda oyun yazarı ve eleştirmendi. Amerikada doğdu. Öğrenimini ABD, Fransa, Almanya, İngiltere’de yaptı.
 Modern İngiliz şiirinde W. B. Yeats ve Esra Pound ile başlayan yenileşme sürecini izleyerek sürdürmüstür. Eleştiri yazılarıylada tanınan yazar 1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Şiirlerinde uygar dünyanın sorunlar karmaşası içindeki konumunu yaşlı gezegenimizin umutla umutsuzluk arsındaki durumunu işlemektedir.
ESERLERİ: Boş Adamlar, Kutsal Çarsamba, Katedralde Cinayet, Çorak Ülke, Sweney Agonistes, Kokteyl Parti

15 Şubat 2012 Çarşamba

SAİT FAİK ABASIYANIK - KAYIP ARANIYOR ROMANI


Geçtiğimiz günlerde yeni bir kitaba başladım.
Sait Faik'in bir kitabı

.
Adı: Kayıp Aranıyor.
Öyle çok kalın bir roman filan değil. sadece seksen beş sayfa.
Şimdilik ellinci sayfa dolaylarındayım. Bilirsiniz Sait Faik, durum öyküleri yazan bir yazardır. Hal böyle olunca kitabın ilerlemesi de hızlı olmuyor haliyle.
Kitap, bugün yarın biter. Bitince yine yazarım.

28 Aralık 2011 Çarşamba

KÜÇÜK AĞA ROMANININ ÖZETİ


Yazar: Tarık BUĞRA
1. Dünya Savaşı resmen sona ermiştir. Ancak savaşın Osmanlı Devleti üzerinde

yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası bir çok asker memleketlerine geri dönmüştür. Bu erlerden biri de Salih adlı Akşehirli bir askerdir. Memleketine döndüğünde kaybettiği kolunun acısıyla beraber, ülkenin durumunu daha acı bir şekilde anlayan Salih gittiğinden beri çok şeyin değiştiğini görür.Salih’in samimi arkadaşı olan Niko bir Rum'dur ve gelişmelerden o da etkilenmiştir.Yavaş yavaş Yunan ve İngiliz ordularının işgal haberleri gelmekte ve iki halkın birbirine olan düşmanlığı artmaktadır.Salih ise yüzyıllardır Osmanlı himayesinde rahatça yaşayan Rumların bu davranışını bir ihanet olarak görmekle beraber arkadaşı Niko’dan kopamamaktadır. Rumlarla olan dostluğu kasabalı tarafından fark edilir ve kasabalı Salih’i dışlar.Salih artık sürekli Niko ve onun çevresiyle dolaşır olmuştur.Öte yandan halk işgallere tepkisiz kalmama kararı almıştır fakat bunun kimin önderliğinde yapılacağı karmaşası vardır.
Salih günler geçtikçe kendi kasabalısının tepkisini çekmiş ve artık istenmeyen biri olmuştur.Bu sırada kasabaya İstanbullu Hoca adında bir hoca gönderilir.İstanbul’dan gönderiliş amacı kasabada padişaha ve Osmanlı’ya bağlılığı teşvik etmektir. Hoca çok etkili bir insandır ve halkın büyük beğenisini ve takdirini kazanır. Vaazlarda cemaate Osmanlı padişah ve din lehinde düşüncelerini aktarmaktadır. Bu sırada memlekette Hoca’nın düşüncesine tam ters olmamakla birlikte , kurtuluş ümidi olabilecek bir örgüt kurulmaktadır: Kuvayı Milliye. Ancak Kuvayı Milliye’nin işi çok güçtür. Hocanın vaazları da Kuvayı Milliye ilkelerine ters düşmektedir. Hoca her fırsatta padişaha bağlılıktan bahsetmektedir, Kuvayı Milliye ise padişahtan kurtulmak, yeni bir yönetim kurmak amacını gütmektedir.İşte bütün bu ihtilaflar dolayısıyla Kuvayı Milliye yandaşları ve Hoca arasında bir zıtlaşma meydana gelir. Hoca ise halka kendini çok sevdirmiştir. Fakat Hoca da kendi içinde bir yandan yaptığı işin gerçekten doğru olup olmadığının sorgulamasını, padişaha olan güvencinin doğruluğunun şüphesini yoklamaktadır.Kuvvacılarla Hoca arasındaki çatışma zamanla iyice açık şeklini alır ve vaazlarda karşıt fikirler açıklanır.
Olaylar gelişirken Salih ise unutulmuşluk ve terkedilmişlikten bir kaçış olarak Kuvayı Milliye’ye katılmaya verir. Onu bu kararı vermeye zorlayan başka bir şey ise yakın arkadaşı Niko’nun da sonunda Osmanlıya karşı savaşta yer almasıdır.Salih bu ihanetin öcünü almak için koşacak ve kurtuluş mücadelesinde büyük rol oynayacaktır. Kuvva bir türlü hizaya gelmeyen Hoca hakkında ölüm emri çıkartır. Hoca evliliği ve çocuğu ve en önemlisi de halkın zorlamasıyla Akşehir’den kaçar ve çete reislerine sığınır.Kuvva ile arasında yaşanan kovalamacadan sağ kurtulur ve kendi başına yanına adam da alarak bir kasabaya sığınır. Kuvva ise Hocayı kaçırdığı için üzgündür ve Salih’i O’nu bulmakla görevlendirir. Hoca ise şimdi hangi tarafta yer almak gerektiğinin hesabını yapmaktadır. Kuvayı Milliye ise her geçen gün başarı kazanmakta ve güçlenmektedir. Salih, Hoca’yı bulur ve onu padişah hizmetinden vazgeçerek Kuvva yararına çalışmaya ikna eder. Beraberce Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik Bey’in çetesine katılırlar. Çerkez Ethem, düzenli ordu ve İsmet Paşa’nın emri altına girmek söz konusu olunca Kuvva’ya ve Ankara’ya karşı isyan bayrağı açmıştır. Hoca ise bu yolun yanlış olduğuna inanır ve onları bu yoldan döndürmek için planlar kurar. Hoca’nın amacı Çerkez Ethem ve kardeşlerini Kuvva’ya karşı cephe almaktan vazgeçirmek olmasa bile olası bir isyan halinde güçlerini zayıflatmaktır. Akşehir’de ise Hoca öldü bilinmektedir. Oysa Hoca hayattadır ve yeni kimliği “Küçük Ağa” ile kuvva yararına çalışmaktadır.Hoca’nın Kuvva yararına çalıştığı haberi Salih tarafından Akşehir’de sadece Kuvvacı olan birkaç kişiye duyrulur ve memnuniyet yaratır.Başta Kuvayı Milliye hareketine büyük hizmet vermiş Doktor olmak üzere Kuvvacılar Hoca’nın kendi saflarına katılışından büyük haz duyarlar.
Hoca, Ethem’in İsmet Paşa hizmetine girmemek için yapacağı en büyük saldırı olan Kütahya saldırısında ona bir oyun oynayarak başarısızlığına neden olur ve Kuvayı Milliye’ye en büyük hizmetini vermiş olur. Ethem ise Yunanlılara sığınacaktır. Hoca ise bütün bu ihtiras ve gücü elinde bulundurma tutkusuna kapılan insanlardan nefret etmektedir. Artık savaş alanından başka bir cephede de mücadele verilmektedir, şimdi iktidar çekişmeleri büyük tehdit oluşturmaktadır. Hoca bunu acıyla farkeder. Ankara ise Hoca’nın başarılarından haberdardır ve kendisini Ankara’ya davet eder. Daveti kabul eden Hoca Ankara’nın durumunu yakından görür ve cephede savaşmanın, bu iktidar kavgasında yanlış düşünenlere ve hainlere verilecek savaştan daha kolay olduğunu düşünür. Fevzi Paşa Hoca’ya yakınlık gösterir.Hoca bütün bu kişiliklerin önemini daha iyi anlamaktadır. Memleket zafere doğru gitmektedir ve bu noktada Ankara ve Melis’e büyük iş düşmektedir. Bu sırada Küçük Ağa yani İstanbullu Hoca Ankara’da kendisini Akşehir’den tanıyan ve bir zamanlar zıt fikirleri yüzünden tartıştığı Kuvvacı Doktor ile buluşur. Doktor böyle saygıdeğer birinin kendi saflarına katılışından duyduğu mutluluğu Hoca’ya söyler ve asıl kimliğini bilenin sadece kendisi olduğunu , kendisi dışındakilerin onu Küçük Ağa diye tanıdıklarını anlatır. Hoca ise artık özlediği eşi ve çocuğunun özlemiyle yanmaktadır.
Küçük Ağa, Fevzi Paşa ile birlikte Akşehir’e gelir ve burada da tanınmadığını ve Küçük Ağa olarak bilindiğini görür.Eşi ve çocuğu hakkında bilgi alır ve çocuğunu bulur fakat eşinin durumu kötüdür. Eşine geldiğini haber eder fakat kadın ölmek üzeredir ve oğlunu Hoca’ya emanet ettiğini söylemekle kalır ve günler sonra da ölür. Hoca daha sonra Ankara’ya döner ve mücadeleye devam eder.