kitap özetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap özetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2013 Perşembe

ESKİCİ VE OĞULLARI ROMAN ÖZETİ-ESKİCİ VE OĞULLARI ROMANININ ÖZETİ-ESKİCİ VE OĞULLARI ORHAN KEMAL KİTAP ÖZETİ

ESKİCİ VE OĞULLARI ROMAN ÖZETi,ESKİCİ VE OĞULLARI ROMANININ ÖZETİ,ESKİCİ VE OĞULLARI ORHAN KEMAL KİTAP ÖZETİ,eskici ve oğulları romanı,eskici ve oğulları romanının kahramanları,eskici ve oğulları romanının konusu
 
Topal Eskici,
Trablus’ta savaşırken sol bacağını kaybeder. Kendisi gençliğinde kundura tamirciliği ve demircilik öğrenmiştir. Kurtuluş Savaşı bittikten sonra bir süre eskicilik yapar. İşleri gayet iyidir. Bir zaman sonra kunduracılık üzerine işler tasarlar. Bunun üzerine Çukurova’nın zengin köylerinden birine göçer. Eskicilikten bıkmıştır. Taşındığı köyde demir araçların onarımıyla uğraşacaktır. İşler bir süre iyi gider. Ancak İkinci Dünya Savaşı bitip de renk renk, biçim biçim traktörler ülkeye ve Çukurova'ya gelmeye başlayınca Topal’ın işleri bozulur. Memleket ziraatinin işi bundan böyle Amerikan makineleriyle görülecekti. Orta Çağdan kalma köhne demirci dükkanlarına artık ihtiyaçları yoktu köylünün. Sonunda köyle ilişiğini keser kentin yolunu tutar. Kent hızlı bir biçimde değişmektedir. Yeni apartmanlar, oteller, asfalt yollar…Ve Topal burada yeniden eskiciliğe başlar. 

Büyük oğlunun çalıştığı fabrika işi paydos edince ve büyük oğlu üç çocuğuyla ortada kalır. Geçim derdi büyük bir yüktür, geçinmek adamakıllı güçleşir. Baba ve iki oğul küçük eskici dükkanında çalışmaktadır; ancak bu küçük dükkan dokuz boğazı beslemiyordur. Bu yüzden Topal, ara sıra küçük oğlu Ali'ye büyük oğlu Memet'in yeni bir iş bulması gerektiğini söylediği bir sırada büyük oğul bu lafları işitir.

Babasının küfürlerinden ve başının çaresine baksın sözlerinden bıkan büyük oğul tohumlu pamuk toplamaya karar verir. Küçük oğul da katılır ona. Oradan kazanacakları paraları düşlemeye başlar. İyi bir paa kazanıp kışın ağasıyla kendi hesaplarına açsalar eskici dükkanını… Hiç olmazsa vara yoğa bağırıp çağırması, pis pis küfürleriyle babası yoktur başlarında. İki kardeş, güle oynaya, çalışır akşamları da sazlı sözlü eğlenirler. Dükkanda kapanıp kalmak zorunda değildirler. Haftada bir iki gün kafaları çekseler, geri kalan günlerde sinemaya, tiyatroya gider; vakit geçirirler.


Madem eskicilik fosladı, işi ısmarıççılığa, toptancılığa dökerler. Dükkanım var makinem var, kalıplarım her bir şeyim tamam.Eksik olan sermaye mi? diye düşünen Topal Eskici, oğullarıyla birlikte pamuk toplamaya giderse, hep birlikte çalışarak istedikleri sermayeyi sağlayabilaceklerine inanır. Böylece Çukurova'da pamuk (kütlü) toplamaya hazırlanırlar.


Bir sabah boyaları dökük bir kamyon gelir; bütün mahalle kapılara, pencerelere dökülmüştür. Ailenin kızı Zeliha ise bu gidişi hiç istememektedir. Ancak kamyoncunun muavini Ünal'ı görünce hemen içinden bir şey akar ona karşı. Ünal da Çukurova'ya varınca ustasıyla kavga eder ve eskicinin ailesiyle beraber kalmaya ve pamuk toplamaya başlar. Dokuz kişilik aile pamuk toplamak için yola düşer. Çukurova'ya varır varmaz çadırlarını (alaçıklarını) kurarlar. Çukurova sarı sıcak, sivri sinekler… Hepsi sıtmaya yakalanır. Önce Topal başlar şikayete. Kötü çalışma koşulları, yoksulluk, sıtma aileyi birbirine düşürür:Topal karısı ve kızıyla ve tabi ki yanlarındaki Ünal'la doğru düzgün kütlü toplamadan evlerine dönerler.


İki oğul güçleri yettiğince dayanırlar. İşin acemisi olduklarından fazla pamuk toplayamazlar. Topladıkları pamuk aldıkları avansın ancak yarısını karşılar. Şimdi ne yapacaklardı? Şehre birkaç kuruş parayla dönüp tekerlekli dükkan açmaktan geçmiş, borçlarını nasıl ödeyeceklerini, bu işin içinden nasıl çıkacaklarını düşünüyorlardı. Bu sıralarda pamuk toplamak için başka insanlar da gelir. Bunların arasında Zeynep isimli bir kıza karşı Ali'nin gönlü kayar.


Bundan böyle küçük oğlu da bugün bulduğunu bugün yiyordu. Sonunda küçük oğul da büyük oğul ve ailesi de, hasta, bitik, nerdeyse ölüm döşeğinde, Zeynep ile birlikte kente dönerler. Topal’ın babalık duyguları coşar, varını yoğunu çocukları için harcar. Eskici dükkanını olduğu gibi devredip borçlarını öderler. El elde, baş başta kalmıştır. Dokuz kişiye ekmek yediremeyen eskici dükkanı da elden gitmişti.

23 Kasım 2013 Cumartesi

MİSKİNLER TEKKESİ ROMAN ÖZETİ-MİSKİNLER TEKKESİ KİTAP ÖZETİ-MİSKİNLER TEKKESİ REŞAT NURİ GÜNTEKİN

MİSKİNLER TEKKESİ ROMAN ÖZETİ,MİSKİNLER TEKKESİ KİTAP ÖZETİ,MİSKİNLER TEKKESİ REŞAT NURİ GÜNTEKİN,reşat nuri güntekin miskinler tekkesi roman özeti, miskinler tekkesi özeti,miskinler tekkesi özet

MİSKİNLER TEKKESİ ROMAN ÖZETİ


Eserin kahramanında daha küçüklüğünde ev halkının kızmasına rağmen dilenci taklidi yapmasıyla başlayan dilencilik özentisi vardır. Bu dilencilik oyunu, ona hayatının sonuna kadar bir etiket gibi yapışır. Yapıtın kahramanı çocukluğunda oyunlar oynamayı sevmeyen, oturduğu yerden kalkmak istemeyen bir yapıya sahiptir.

Korkak pısırık bir kişi olan eserin kahramanı, daha sonra yaş on yedi-on sekiz olunca delikanlılığın da verdiği cesaretle biraz havalanır. Kolalı gömlekler, ütülü pantolonlar giyip dışarı çıkar, ama yine de rüyasında kendisini Don Kişot gibi görmekten alamaz.

Kahramanımız bir gün mahallesinde çıkan bir yangında evin  içindekileri kurtarmaya gitmek ister fakat kız kardeşi ona izin vermez. Bunlar umursamaz bir tavırla evde oyun oynamaya başlıyorlar, arada bir yukarı çıkarak yangının sönüp sönmediğine bakarlar. Ama sabaha karşı evlerinin de yanmasına mani olamazlar.

Evleri yanınca eski mahallelerinden başka bir mahalleye taşınırlar. Yeni evleri eski evleri kadar güzel olmamasına rağmen tek tesellisi bir görüşte aşık olduğu komşu kızı Mesrure’dir. Mesrure’yi evin bir köşesinden izler; ama bir türlü cesaretini toplayıp onunla konuşamaz. Çünkü kahramanımızın kafası çok büyük olduğu için Mesrure’nin cevabının ‘hayır’ olabileceği endişesi vardır aklında. Mesrure’nin babası, bir süre sonra onların aile dostu olmaya başlar. Akşamları evlerine gelir, oturur, muhabbet ederler. Mesrure’nin babası şiiri çok sever. Ve arada bir dörtlükler okur. Kahramanımız Mesrure'nin babasını etkilemek için kendini şiire adamıştır. Mesrure’nin babası şiir okumaya başlayınca o da okunan şiirin sonunu getirir. Mesrure’nin babası ondan gerçekten etkilenir. En sonunda dadıların da aracılığıyla Mesrure’ye evlilik teklifi götürürler. Mesrure de bu teklifi kabul eder. Ama meşrutiyet inkılabının olduğu yılda, dayısı yüzünden evleri dağılır. Büyükannesi ve bacısıyla birlikte başka bir eve taşınırlar. Babaannesini kaybeder. Artık evden ayrılma zamanı gelmiştir. Sakallı Talat diye biriyle tanışır, onunla arkadaşlık kurar. Talat memurdur. Talat’ın tavsiyesiyle Zeynep Hanım Konağı’nda eğitim almaya başlar. Edinmiş olduğu çevre yüzünden Sinop’a cezaevine gönderilir. Cezaevinden salıverilmesiyle, kendisine kalacak bir yer bulur, burada arzuhal ve köylü mektupları yazmaya başlar.

Daha sonra düşüncesiz bir şekilde İstanbul’a döner. Talat’la tekrar karşılaşır. Talat onun elinden tutar ve ona bir iş bulur. Artık kahramanımız bir okulda yazı hocalığı ve katiplik yapacak ve okulda kalacaktır. Birkaç yıl sonra askerlik çağı gelir. Ama bütün yoklamalarda kafası büyük olduğu için sorun çıkar. Ona her gittiği yerden "bugün git yarın gel" derler. Sonradan askere de alınır ve Mısır cephesine gitmek için yolculuk başlar. Yolculukta kargaşa çıkar ve Mısır'a varmadan yürüyerek memlekete geri dönmeye başlar. Yürüye yürüye Konya’ya gelir, burada kendini biraz toplayıp yeniden yola koyulur. Ve İzmir'e varır yürüyerek. Burada hastalandığı için bir hastanede yatar. Hiç parası kalmadığı için taburcu bile edilemez. Hastane müdürü, ölmüş bir kişinin elbiselerini vererek ona yardım eder. Daha sonra taburcu olur. Hastaneden çıktığı sıralarda  İzmir işgal altında olduğu için bir tütün deposunda kalır. Günleri artık çok daha kötüye gider. Cami önünde beklerken kadının birinden ilk sadakasını alır. Bu aldığı ilk sadakayı bir müddet elinde tutar ve ona bakar. Bu parayla akşama yiyecek alır ve kaldığı yere götürerek oradakileri sevindirir.

Dilenciliğe başlamasıyla kazancı epey artar. Dilencilikten topladığı para artık doktorlara büyük belediye memurlarının maaşına yaklaşmaya başlamıştır. Kendine bir ev bile tutar bu paralar ile. Tuttuğu evin çevresinde Arap komşuları vardır.

Bu mahalleden bir de İsmail adında bir evlatlık edinir. İsmail çok zeki ve çalışkan bir çocuktur. Okumaya, bilgiye, öğrenmeye karşı aşırı bir tutkusu ve isteği vardır. Kahramanımıza bu yüzden pek çok sorular sorar. Bir zaman sonra kahramanımız ile İsmail'in arası açılır ve İsmail'i Talat'ın yardımı ile yatılı bir okula verir. Bir zaman sonra İsmail büyür ve evlatlık olduğunu öğrenir. Yine bir zaman sonra İsmail, mühendis olur ve evlenir. Karısını kahramanımızın yanına getirir ve kendisini eşine "Babam" diye takdim eder. Kahramanımız bu durumu hem çok sevinir hem de bu durumdan oldukça duygulanır.

Kaldığı yerdeki Arap komşuları, sabah erkenden çıkıp akşam geç dönmesini merak etmişler, bu durumu kahramanımıza sorduklarında "iş arıyorum" cevabını almışlardır. İş istediği yerlerden aldığı cevaplar üzüyor fakat yılmıyordu. Sonunda dilediği oldu ve iş bulur. Çok sevinir. Çünkü o gün başkaları gibi çalışarak ekmeğini kazandığı gündür.

22 Haziran 2013 Cumartesi

"EFSANE (BİR BARBAROS ROMANI)" ROMANIN ÖZETİ-"EFSANE (BİR BARBAROS ROMANI)" İSKENDER PALA ÖZETİ-"EFSANE (BİR BARBAROS ROMANI)" KİTABIN ÖZETİ-"EFSANE (BİR BARBAROS ROMANI)" HAKKINDA BİLGİLER

EFSANE BİR BARBAROS ROMANI ROMANININ ÖZETİ,EFSANE BİR BARBAROS İSKENDER PALA ROMANI ÖZETİ,EFSANE BİR BARBAROS ROMANI KİTABININ ÖZETİ,EFSANE BİR BARBAROS ROMANI HAKKINDA BİLGİLER, kitap özetleri,
Divan edebiyatı profesörlerinden İskender Pala,
bu yeni romanında Türk (Denizcilik) tarihinde derin izler bırakmış bir kahramanı, Barbaros Hayrettin Paşa'yı anlatıyor.

Kitap hakkında bazı bilgiler:
Kitabın adı: Efsene-Bir Barbaros Romanı
Sayfası: 392
Basım yılı: 2013
Yayınevi: Kapı Yayınları

Kitabın özeti:
Kısa süre sonra verilecektir.

5 Haziran 2013 Çarşamba

BEYAZ DİŞ JACK LONDON-BEYAZ DİŞ ROMAN ÖZETİ JACK LONDON-BEYAZ DİŞ KİTAP ÖZETİ JACK LONDON

BEYAZ DİŞ JACK LONDON,BEYAZ DİŞ ROMAN ÖZETİ JACK LONDON,BEYAZ DİŞ KİTAP ÖZETİ JACK LONDON, kitap özetleri, roman özetleri, JACK LONDON KİMDİR,beyaz diş özeti,beyaz diş romanının özeti, beyaz diş özeti oku,beyaz diş oku,beyaz diş kitap özeti oku

Roman, kuzey ormanlarındaki yaşam savaşını
anlatmaktadır. Buna açlık ve hayatta kalma çabası da dahil edilir. Beyaz Diş, bir kurt kırmasıdır. Damarlarında hem kurt hem köpek kanı taşımaktadır. Ormanda yapayalnızdır ve hayatta kalmaya çalışmaktadır. Bir gün o zamana değin yaşadığı mağaranın duvarını geçip hayata atılır ve her şeyi en baştan keşfetmeye koyulur. Vahşi doğanın çetin şartları, yaratılışındaki sertliği gün geçtikçe daha çok besler. Ve sonunda Beyaz Diş, amansız bir kurt olur. Derken efendiyi yani insanı tanır.
Beyaz Diş Roman Özeti
Beyaz Diş Roman .özeti Jack London

1 Haziran 2013 Cumartesi

KEN GRIMWOOD KAYBOLUŞ KİTAP ÖZETİ-KAYBOLUŞ ROMAN ÖZETİ-KAYBOLUŞ KİTAP ÖZETİ-KAYBOLUŞ KİTAP ÖZETİ KEN GRIMWOOD

KEN GRIMWOOD KAYBOLUŞ KİTAP ÖZETİ, KAYBOLUŞ ROMAN ÖZETİ, KAYBOLUŞ KİTAP ÖZETİ, KAYBOLUŞ KİTAP ÖZETİ KEN GRIMWOOD, Breakthrough ken grimwood, kitap özetleri,Breakthrough Ken Grimwood, Ken Grimwood's books, The Breakthrough Ken Grimwood
Ken Grimwood (27 Şubat 1944-6 Haziran 2003),
Amerikalı bir edebiyatçıdır. Eserleri ülkemizde yeni yeni meşhur olamaya başlamıştır. Yazar, bu aralar ülkemizde 1976 yılında yazmış olduğu "Kayboluş"("Breakthrough") adlı eseriyle yeniden gündemde.

Eserde epilepsi tedavisi gören Elizabeth Austin’in yaşadığı macera dolu olaylar anlatılmaktadır.

Kitabın künyesi ise şöyle:
Eserin adı: Kayboluş
Eserin orijinal adı: Breakthrough 
Eserin yazarı: Ken Grimwood
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Eserin türü: Roman
Basım yılı: Kasım 2010
Sayfa sayısı: 320 sayfa

30 Mayıs 2013 Perşembe

ÖLÜ CANLAR ROMANININ ÖZETİ GOGOL-ÖLÜ CANLAR ROMAN ÖZETİ GOGOL- GOGOL ÖLÜ CANLAR ROMANININ ÖZETİ



ÖLÜ CANLAR ROMANININ ÖZETİ GOGOL,ÖLÜ CANLAR ROMAN ÖZETİ GOGOL,GOGOL ÖLÜ CANLAR ROMANININ ÖZETİ, kitap özetleri, roman özetleri, GOGOL KİMDİR
ÖLÜ CANLAR-GOGOL

ÖLÜ CANLAR ROMANININ ÖZETİ gogol
ÖLÜ CANLAR ÖZETİ
Pavel İvanovich Chichikov, kendisini çavresinde üniversite danışmanı olarak tanıtan düzenbaz bir kişidir. İnsanları överek kendini farklı tanıtarak kandırmakta zengin ve soylu kişilerin güveninin kazanmaktadır. Karaktersi,z ve sahtekar bir kişi olan Pavel İvanovich Chichikov, Rusya'yı gexzerek son nüfus sayımında ölen "ölü canların" ölüm belgelerini satın alır. Pavel İvanovich Chichikov, bu belgeleri toplayarak mevcut olmayan mülkü rehine koyarak zengin olur. Varlıklı ailelerin evlerine davet edilir. Sonunda onun bir sahtekar olduğu anlaşılır. Pavel İvanovich Chichikov, yeni bir macera için yola koyulur.

ANA ROMANININ ÖZETİ MAKSİM GORKİ-ANA ROMAN ÖZETİ MAKSİM GORKİ-MAKSİM GORKİ ANA ROMANININ ÖZETİ



ANA ROMANININ ÖZETİ MAKSİM GORKİ,ANA ROMAN ÖZETİ MAKSİM GORKİ,MAKSİM GORKİ ANA ROMANININ ÖZETİ, kitap özetleri, roman özetleri

ANA-MAKSİM GORKİ

Eserde 1905 Çarlık Rusyası'nda başlayan sosyal uyanışın mücadelesi anlatılmaktadır. Eser, yeni doğmakta olan bir toplumun düşüncesini, görüş ve anlayışını yansıtır. Yazarın insanla sosyal şartlar arasındaki çelişkiyi ve anlaşmazlığı belirtmek için en çok başvurduğu yol doğrudan doğruya olayların gerçekçi bir bakış açısıyla (realist bir şekilde) anlatma hikayesidir.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

KORKUNÇ YILLAR ROMAN ÖZETİ-KORKUNÇ YILLAR (CENGİZ DAĞCI) ROMAN ÖZETİ-KORKUNÇ YILLAR ROMANININ ÖZETİ

Eser, yazarın -Cengiz Dağcı'nın- "Hatıralar"ını yazmak istemesi ile ortaya çıkmıştır.

I. Dünya Savaşı öncesi zor yaşam koşulları altında
Kırım halkı büyük acılar çeker. Eserin kahramanı Sadık Turan, babası hapse atıldığı zaman, daha çocuk yaştayken, ailesinin geçimini üstlenmek zorunda kalır.

korkunç yıllar cengiz dağcı roman özeti
Korkuç Yıllar Roman
Bir süre sonra Sadık Turan, babasının israrlarıyla okula yazılır. Okuldaki en yakın arkadaşı ve dostu Süleyman'dır. Süleyman subay olmayı ister; fakat Sadık ise doktor olmak istemektedir. Ancak Sadık hiç istemese de Süleyman’ın baskısı ve okul komutanı Şişkof’un etkisiyle subay olur. Şişkof, onların üzerinde bir Rus milliyetçiliğini hakim kılmak istemektedir. Bu sebeple onların her zaman Rusça konuşmalarını ister. Nihayet Sadık, 1940 senesinde tankçı teğmen rütbesiyle okuldan mezun olur.

Sadık, artık bir Rus askeridir ve Ruslar için Almanlar'a karşı savaşacaktır. Birliğine katıldığında çeşitli sıkıntılar çeker. Onu ailesinden aldığı mektuplar biraz olsun rahatlatır. Fakat bir gün kardeşinin gönderdiği gazetelerin dilinin Rusçaya dönmüş olduğunu acıyla görür ve Rusların, Kırımlıların dillerine bile karşı olduğu gerçeği beyninde uyanır. Bir çarpışmada Süleyman şehit, Sadık ise Almanlara esir düşer. Sadık, bir esir kampına gönderilir. Artık taşlı, samanlı, kuru ekmeğe, yatacak temiz bir yere muhtaç durumdadır. Bir müddet sonra kampta hemşehrilerini bulur, onlarla tanışır. Bunların içinde Mustafa Ağa isminde ihtiyar ama bir o kadar çalışkan biri vardır. Mustafa Ağa, çalışkanlığıyla Almanların gözüne girer ve kamp dışındaki işlere gider. Böylelikle iyi ekmek ve su bulur. Bunu da hiç düşünmeden bir baba gibi hemşehrilerine dağıtır. Bazen kendine bile ayırmaz ekmekleri.


Bir gün başka bir kampa yola çıkarlar. Uzun ve zor bir yolculuktur bu. Geride kalanlar öldürülür. Esirlerin psikolojisi iyice bozulmuştur. Hemşehrilerden bir Mustafa Ağa, bir de Sadık, sağ salim kampa varır. Ancak sadık, çürük damgası yiyerek ölümü bekleyenlerin yanına atılır. Sadık bu durma dayanamaz ve ilk firsatta diğer barakaya kaçar Mustafa’yı arar; fakat bulamaz.

korkunç yıllar romanının özeti
Cengiz Dağcı Korkunç Yıllar

Birkaç gün sonra sihhiye bölüğündeki bir hemşehrisi onu,
hem yardım etsin, hem de karnını doyurabilsin diye yanına alır. Hastenedeki ölüleri gömdükleri esnada Mustafa Ağa’nın ölmüş olduğunu görür. Sadık, bu işe devam edemez artık. Esir kampına geri döner. Orada aşçı İskender ile tanışmasıyla hayatının rotası tamamen değişir. O da artık bir aşçıdır ve aşçılık en saygı değer bir iştir o kampta. Alman subaylarından sonra kampta onların sözü geçmektedir. Bir süre sonra bir Alman subayının emir eri olur. Artık onun için çok rahat günler başlamıştır. Sadık, esir kampının pis, bitli barakaları yerine Almanarın müttefiki olan Romanyalıların yanında rahat içinde kalmaktadır artık.

Sadık, Almanların gözünde o kadar güven toplamıştır ki sonunda onu Alman casusluk okuluna gönderirler. Ama o bu durumu okuldaki ikinci günü ancak anlayabilmiştir. Bu durumu kabul etmez. Bu durum üzerine Almanlar; vatanı,milleti, bağınsızlığı için, Kırım için Alman üniformasıyla giyerek çalışıp çalışmayacağını sorarlar. İlk bakışta bu teklif son derece masumdur. Sonunda dayanamaz ve bu teklifi kabul eder; çünkü Sadık orada ve bu fikirde yalnız değildir. Türklerin hepsi kendi bağımsızlıklarını kazanmak için örgütlenmişlerdir. Kötü günler artık bitmiş ve bağımsızlık için yeni günler başlamıştır. Ancak bir süre sonra Almanların kendilerine karşı takındığı tavır Sadık'ın zihnini bulandırmaya başlamıştır.