7 Ocak 2013 Pazartesi

ŞEKER PORTAKALI ROMAN ÖZETİ - JOSE MAURO de VASCONCELOS

güneşi uyandıralım roman özeti, kitap özetleri, zeze şeker portakalı roman özet, şeker portakalı kimin, şeker portakalı kitap özeti, şeker portakalı yazarı kim, şeker portakalı özeti, zezenin hayatı,zeze kaç yaşında,jose mauro de vasconcelos yaşamı,jose mauro de vasconcelos kimdir,zeze şeker portakalı roman özeti
Eserin kahramanı Zeze, çok çocuklu, fakir bir ailenin çocuklarından biridir. Romandaki olaylar, işsizlik ve parasızlık yüzünden ruhsal bunalımlar geçiren bir baba, kardeşlerinin sorumluluğunu üstüne almış bir ağabey ve ablalar çevresinde gelişir. Anne, ailenin geçimini sağlamak için çalışmak zorundadır ve çocuklarına ayıracak hiç vakti yoktur. Kısacası aile fertleri Zeze’yi anlayabilmekten çok uzaktır. Çünkü herkes kendi dünyasındadır.
şeker portakalı roman özeti
zeze şeker portakalı roman özet

Zeze, mahalledeki insanlara yaptığı, çoğu kez zarar verme boyutuna ulaşan, şakalar ve yaramazlıklar yüzünden kötü bir çocuk olduğuna inanır. Yüreğindeki sevgi boşluğunu doldurmak için hayali arkadaşlara sığınır. Bunlardan biri yarasadır. Diğeriyse yeni evlerine taşındıklarında her çocuğun bahçedeki ağaçlardan birini seçmesiyle ortaya çıkar: şeker portakalı fidanı. Zeze, bu adaletsiz paylaşımda payına düşeni kabullendiğinde artık bir dostu daha olmuştur.

Aile bireyleri dışında Zeze’yl ilgilenen birkaç kişi göze çarpar. Edmundo Dayı, ona aradığı sevgiyi değilse de en azından ara sıra para verir ve kendince yeni şeyler öğretir. Öğretmense söylenenlerin tersine Zeze’nin mükemmel bir çocuk olduğu görüşünü savunur.

Zeze, en büyük dostunu yine bir yaramazlık sonucu tanır. Bu, daha tehlikeli bir oyundur. Hareket halindeki arabaların arkasına yapışıp hızı hissetmek. Portekizli Manuel Valadares'in arabası çok fiyakalıdır. Bu yüzden yarasa olma oyununu bu araba üzerinde denemek için büyük bir istek duyar ve iş başındayken yakalanır. Portekizli poposuna vurup onu rezil etmiştir. Yüreği yoğun bir nefretle dolar. Sonraları bu adamı daha yakından tanır ve bu adam Zeze'nin yaşamındaki en sevdiği insan haline gelir.

Zeze, bir gün babasından yediği dayaktan sonra intihar etmeyi düşünür. Ama Portekizli’nin desteğiyle vazgeçer. Ondan kendisini evlat edinmesini ister. Ne yazık ki adamın ömrü buna vefa etmez. Bir süre sonra adamın ölüm haberi gelir. Adam, bir trafik kazası geçirmiştir ve ölmüştür. Portekizli’nin ölümü Zeze’yi yaşamdan koparır. Bunun üzerine kendi içinde bir iç savaş başlar. Hastalığı esnasında şeker portakalının çiçek açtığını öğrenir. Ama artık ne o, ne de yarasa önemlidir. Yaşadığı büyük acı Zeze’yi olgunlaştırmıştır.

SOCRATES PROGRAMI NEDİR? SOCRATES PROGRAMINA HANGİ ÜLKELER KATILIYOR*

Socrates Programı Nedir?

Socrates, Avrupa Birliği'nin başlıca eğitim programlarından biridir. Temel amacı
kültür alışverişini, dil öğrenimini, kişilerin dolaşımını ve eğitim alanında Avrupa çapında standartlaşmaya yönelik yenilikleri teşvik etmektir. Yani bu program aracılığı ile bir başka ülkede eğitim, öğrenim ve öğretim faaliyetlerinde bulunmak isteyen kişilere maddi (finansal) destek sağlanır. Bunun yanında eğitim kurumlarının ortaklaşa düzenledikleri projeler Socrates programından destek alıır.

Socrates Programında Desteklenen Eylem Alanları Nelerdir?

Socrates programı kapsamında şu eylem alanları desteklenir:
Comenius: Okul eğitimi
Erasmus: Yükseköğrenim
Grundvig: Yetişkin eğitimi ve diğer alternatif eğitim yolları
Lingua: Avrupa dillerinin öğrenilmesi
Minerva: Eğitimde bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımı
Eğitim sistemlerinin gözlenmesi ve yeniliklerin desteklenmesi
Avrupa Birliği'nin diğer eğitim programları ile ortak olan eylemler.

Socrates Programına Hangi Ülkeler Katılmaktadır?

Socrates programına 31 ülke katılmaktadır. 
Bu ülkeler şunlardır: Almanya, Avusterya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Hollanda, İspanya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Kıbrıs, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Letonya, Litvanya, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya, İngiltere, İsveç,İzlanda, Norveç, Liechtenstein, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye.

4 Ocak 2013 Cuma

ÖSYM örnek din soruları yayınladı ÖSYM, YGS'de sorulacak örnek din soruları hazırladı.

2013-YGS’de, Yükseköğretim Kurulu kararı ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinden 5 adet soru yer alacak. Sorular Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Müfredatında yer alan konulardan hazırlanacak. Sorulacak sorular hakkında fikir vermesi amacıyla, ÖSYM tarafından Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Testi örnek soruları yayınladı.

Sorular için tıklayınız...

ENERJİ TASARRUFU HAFTASI - OCAK AYININ İKİNCİ PAZARTESİ GÜNÜ

Her yıl ocak ayının ikinci haftası "Enerji Tasarrufu Haftası"dır.

Peki enerji tasarrufu bize ve ülkemize neler sağlar?

Ülkemiz, enerji bakımından büyük ölçüde dış ülkelere bağımlıdır. En önemli enerji kaynaklarımızdan olan petrolü yabancı ülkelerden satın alırız. Dolayısıyla petrol, döviz vererek satın aldığımız ürünlerin başında yer alır. Ekonomimizin düzelmesinde, enerjiyi tutumlu kullanmanın önemi büyüktür.

Boşa yanan lambaları söndürmek; arabalarımızı boş yere çalıştırmamak; bozuk muslukları onarmak; suyu tasarruflu kullanmak; radyo, televizyon, bilgisayar ve diğer aletleri boş yere çalıştırmamak bir vatandaşlık görevidir. Ülke kaynaklarının bilinçsizce kullanılması bizi fakirliğe götürür. Enerji tüketiminde yaptığımız savurganlık, vatanseverlik duygularımızın zayıflığını da gösteren önemli bir ölçüttür. Çünkü enerjiye harcanan paranın çoğu ülke dışına çıkmaktadır.

3 Ocak 2013 Perşembe

ANNA KARENİNA ROMANININ ÖZETİ - ANNA KARENİNA KİTABININ ÖZETİ TOLSTOY

Anna Karenina, Rus edebiyatının önemli isimlerinden Tolstoy tarafından 1870'lerde kaleme alınmış klasik bir eserdir. 

Romanın Özeti:
 
Anna Karenina, Rus aristokrasisine mensup şık ve güzel bir bayandır. Kibarlığı, nazikliği ve saygıdeğer kişiliği ile çevresince kendisine hayranlık duyulmaktadır. 

Kocası, yüksek mevkiide bir devlet memurudur. 

anna karenina
anna karenina özeti
Anna Karenina’nın evlilik hayatı monoton ve sıradandır; bütün mutluluğunu evinde ve çok sevdiği çocuğunda bulmaktadır.

Bir gün, Anna Karenina’ya, ağabeyi ile yengesinin aralarının açıldığı haberi gelir. Anna onları barıştırmak maksadı ile Moskova’ya gider. Orada Vronski adında yakışıklı, genç bir kontla karşılaşır ve birbiri ile tanışırlar. 


Kontun, Anna’nın akrabası olan bir genç kızla seviştiği dedikodusu ağızdan ağza yayılmaktadır. Gerçekte Kont Vronski, ilk görüşte Anna Karenina’ya hayran kalmış ve genç kadına kur yapmaya başlamıştır. 

İlk başlarda ilgisiz edatakınmaya çalışan Anna, bir süre sonra dayanamaz ve Kont Vronski’nin aşkına karşılık verir. Bu durum beraberinde birçok dedikoduyu getirir. Karanina, bu dedikoduları umursamaz. Hatta bu durumu kocasına bile söyler. Karanina'nın kocası, eşinin itirafları karşısında çok sarsılır, ancak bu durumu belli etmez. Kocası, Anna’ya, çocuğunun geleceğini düşünerek bu yasak ilişkiye son vermesini ister. Fakat Anna, Kont Vronski ile beraber İtalya’ya kaçar.

Anna ile Vronski İtalya’da gözlerden uzak bir şekilde yaşamlarını sürdürürler. Rusya'ya geri döndüklerinde ise kimse onlarla arkadaşlık yapmak istemez; ve toplumdan  dışlanırlar. Bu durum Anna’nın sinirlerini iyice gerer ve bozar. Sevgilisiyle aralarında huzursuzluk başlar. Vronski de kayıtsız, içe dönük bir kişi olmuştur. Anna, Vronski’nin artık kendisini sevmediğini düşünür ve ardından  iyice bunalıma girer. Yaptıklarından büyük nedamet (pişmanlık) duyar ve sonunda intihar eder.


Anna’nın ölümünden sonra Kont Vronski de manevi bir yıkıma uğrar ve son çareyi orduya yazılmakta bulur.

Pi'nin Yaşamı Filmi - Life of Pi

Hindistan’dan Kanada’ya gitmekte olan bir yük gemisi, içindeki -neredeyse- bütün canlılarla birlikte trajik şekilde batar. Pi, batan gemiden geriye kalan tek insandır.

Pi'nin Yaşamı filminin fragmanı
için tıklayınız.

YENİ LİSAN ve YENİ LİSAN HAREKETİNİN İLKELERİ

·          Yeni Lisan Hareketinin İlkeleri:


* Yazı dili ile konuşma dilini İstanbul Türkçesi’nde birleştirmek. 

* Halkın sıklıkla kullandı yani diline yerleşmiş yabancı kökenli kelimeleri Türkçeleşmiş olarak kabul etmek.

*Arapça ve Farsçanın dilimizdeki ayrıcalığını ortadan kaldırmak aynı zamanda bu dillerden eylem, belirteç, bağlaç ve tamlama almamak.

* Dilimizde tam olarak karşılığı bulunan yabancı kökenli sözcükleri kullanmamak. Bunların yerine Türkçemizdekileri kullanmak.  

  * Yeni kelime veya terim gerektiğinde halkın uyguladığı yöntemleri kullanarak yeni kelime veya terimler üretmek. 

* Türkçe kelime köklerinden Türkçe ekler ve kurallar yardımı ile yeni kelime veya terimler ortaya çıkarmak (türetmek).

*Pek kullanılmayan, yerini yeni kelimelere bırakmış eski Türkçe kelimeleri tekrar kullanıp diriltmeye çalışmamak.

* Türkiye Türkçesinde yerli ağızlarda kullanılan kelimeleri ve uzak Türk şivelerinde kullanılan kelimeleri bulundurmamak.